BOSTANDERESİ MAHALLESİ
  FLAŞ HABERLER
 

Emirtolu Köyü'ne Genç ve Tecrübeli Muhtar Adayı...

Emirtolu Köyü yerel seçimler yaklaşmasına rağmen muhtar adaylığı konusunda sessizliğini koruyordu.

Ancak sessizliğini bozdu.

Emritolu Köyü sakinlerinden Metin HARMAN, sitemiz köşe yazarı Durmuş ÇELİKTEN'e 2014 yerel seçimlerinde Emirtolu Köyü muhtar adayı olduğunu ifade etti.

Fotoğraf

Metin HARMAN kimdir?

01.12.1974 Durağan doğumludur.2009 yerel seçimlerinde Emirtolu Köyü ihtiyar heyeti 1. azası idi.Çalışmalarıyla Emirtoluluların takdirini kazandı.

Harman şunları söyledi:

"Amacımız Emirtolu'ya hizmet etmektir.Birilerinin değil, bütün Emirtoluluların muhtarı olacağım.Köyümüzün sorunlarını biliyorum.

Özellikle mahallelerimizin yol sorunu vardır.Göreve layık gördüğünüzde ilk işim mahallelerimizin yol sorununu çözmek olacaktır.

Köyümüz ilçemizin en büyük köyü olma özelliğini göç vermesi nedeniyle gün geçtikçe kaybetmektedir.Göçün nedenlerinden birinin yol problemi olduğunu biliyorum.

2009'da aza olduğum süre zarfında devlet adabını tecrübe edindim.

Göreve geldiğimde sorunların çözümünde bu tecrübelerimi sonuna kadar kullanacağım.

Emirtolu'ya hizmet etmek için çıkmış olduğum bu yolda gurbetteki hemşehrilerimden destek bekliyorum.Emirtolu'ya hizmet için oylarınıza talibim."

"OYLAR SİZDEN HİZMET BİZDEN"

"KÖYÜMÜZÜ BİRLİKTE YÖNETELİM." 


Ateş, Yüreklere Bayramın İlk Günü Düştü!

Emirtolu Köyü Bostanderesi Mahallesi sakinlerinden Yunus ÇELİKKOL;bir yıl önce Kurban Bayramı'na bir gün kala traktörle trafik kazası yapmış ve felç olmuştu.

 

 

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakultesi Hastenesi'nde uzun süre tedavi gören ÇELİKKOL 15 Ekim 2013 Salı(Kurban Bayramının ilk günü) günü hayatını kaybetti.

Kurban Bayramının ilk günü hayatını kaybeden ÇELİKKOL aile, akraba ve sevenlerini yasa boğdu.

Yunus ÇELİKKOL; sitemiz köşe yazarı Durmuş ÇELİKTEN'in akrabası idi.Bu acı ölüm üzerine sitemize açıklamada bulunan Durmuş ÇELİKTEN şöyle dedi:

"Acı haber bayramın ilk günü akşam saatlerinde ulaştı bizlere.Bayramda derinden yara aldık.Özellikle yaşının genç olması geride bir eş, dört çocuk ve bir yaşlı annesini bırakmış olması bizleri daha çok yaraladı.Çiftçilikle geçimini sağlamakta olan aile adeta bu ölümle derinden sarsıldı.2 oğlu ve 1 kızı okuyor.Maddi anlamda sıkıntılar yaşıyorlar.Tüm hemşehrilerime buradan sesleniyorum:"Allah rızası için bu çocuklarımıza sahip çıkalım.Onların eğitimlerini tamamlamalarına yardımcı olalım." Söyleyecek başka söz bulamıyorum.Allah rahmet eylesin.Hepimizin başı sağolsun"dedi.

Bizde www.bostanderesimahallesi57.tr.gg   ailesi olarak merhuma rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyoruz.

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ VE TÜRKİYE

2003 yılında Irak Savaşı ile başlayan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Ortadoğu'da uygulanmaya devam ediyor.

Bu proje Arap Baharı adı altında Tunus, Mısır, Libya, Suriye vb. Ortadoğu ülkelerinde uygunlamaya devam etti.

Şimdi ise Mısır'da Mübarek'in gitmesiyle Mısır'a demokrasi geleceğini söyleyenler bugün seçimle işbaşına gelmiş olan Mursi ve Müslüman Kardeşleri gözden çıkarmış durumdalar.
BOP hız kesmeden uygulanmaya devam ediyor.
Bazı bilim adamları Türkiye'nin BOP kapsamına uzun yıllar alınmadığını ifade etmektedirler.Buna gerekçe olarak da Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme çabalarını göstermektedirler.Ayrıca Türkiye'nin son dönemlerde Avrupa Birliği'ne karşı mesafeli tutumu ve daha çok yüzünü Doğuya çevirmesi gibi needenlerle son zamanlarda BOP kapsamına Türkiye'nin de dahil edildiğini iddia etmektedirler.
Bazı bilim adamları ise bu iddiaya katılmayıp  BOP'un planlandığı ilk günden bu yana Türkiye'nin bu projenin kapsamı içersinde olduğunu öne sürmektedirler.
Bu iki iddia da olaylara farklı açıdan bakıyor olsalar bile sonuç olarak Türkiye'nin BOP kapsamında olduğu konusunda hemfirdirler.
Peki bu projenin görünürdeki amacı ve arka planda kalan gizli hedefleri nelerdir?

Görünürdeki amaç Ortadoğu ülkelerine Demokrasi getirmek olarak ifade edilmektedir.Bu oyunu aslında Irak Savaşı'da açıkca gördük.Ancak aradan geçen zaman gösterdi ki amaç Irak'a demokrasi götürmek değilmiş.Savaşın yapıldığı günden bu güne Irak'a ne demokrasi geldi ne de  Irak'ta huzur sağlandı.

Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) gizli amacı ise; Ortadoğu ülkelerine demokrasi getireceğiz yalanıyla bu bölgede yer alan petrol ürünlerini kendi çıkarları doğrultusunda daha ucuza kullanmak.
Aslında bu da günümüzde Batı Dünyasının Ortadoğu'da hayata geçirmiş olduğu hedeflerinden birisi. Örnek olarak Irak'ı verebiliriz.
Peki proje kapsamında yer alan Türkiye petrol zengini bir ülke olmamasına rağmen(şu an öyle sanılan) neden projeye dahil edildi?
Ben bu konuda sebep olarak üç noktaya değinmek istiyorum:

1.Türkiye'nin dünyada Bor madeni yatakları bakımından birinci sırada yer alması(dünya üretimin %72'si)

2.Dünyada gelecekte savaşların başlamasının temel nedeni olarak görülen Su kaynaklarının varlığı

3.Bu projenin hayata geçirilebilmesi için Türkiye'nin jeopolitik ve jeostratejik konumundan faydalanılmak istenmesi

Bor madeni "21.yüzyılın Petrolü ve Sanayinin Tuzu" olarak nitelendirilip günümüzün en önemli doğal kaynağı olan petrol; gaz yağı, akaryakıt, makine yağı, fuel oil, jet yakıtı gibi alanlarda kullanılırken Bor, bütün bu alanlarda kullanılabildiği gibi, bilgisayar sistemlerinde ve askeriye sistemlerinde dahi kullanılabilmektedir. Bunun yanında sürtünmeye ve ısınmaya dayanaklı olduğu için uçaklarda ve uzay araçlarında da kullanılmaktadır.
Günümüzde uçak sanayi, uzay araçlarının yapımı ve bilgisayarın önemli bir yeri olduğu düşünüldüğünde bor madeninin gelecekte ne kadar önemli bir maden olduğu anlaşılmaktadır.
İkinci sebep olarak gördüğüm su ise küresel ısınmadan bahsedilen ve kuraklıkların yüzünü katı şekilde gösterdiği günümüzde  gelecekte suyun ne kadar büyük bir ihtiyaç olacağı aşikardır.
Üçüncü neden olan Türkiye'nin konumu ise projenin hayata geçirilebilmesi için olmazsa olmazdır.Yine bunu da ABD'nin Irak işgalinde İncirlik üssünü kullanması Türkiye'nin konumunun önemini alenen ortaya koymaktadır.
Peki Türkiye böyle bir durumda ne yapmalıdır ve Türkiye bu durumdan nasıl etkilenecek?
Türkiye'nin bu durumda yapması gerekenler; demokrasisini geliştirmek, özgürlükleri geliştirmek,eğitim kalitesini artırmak, belki de en önemlisi ekonomik gücünü artırmak ve askeri gücüne çok büyük önem vermektir.
Eğer Türkiye bahsi geçen konularda ve ülke için önem arz eden diğer alanlarda reformlarını gerçekleştirirse projenin görünür nedeni olan demokrasi getirme yalanını saf dışı bırakmış olacaktır.Ayrıca ekonomik ve askeri gücü sayesinde projede piyon değil projeye yön veren bir devlet olacaktır.Bu sayede ülkemiz üzerinde oynamak istedikleri oyunlar var ise- ki var- bu oyunları ülkemiz üzerinde kolaylıkla oynayamayacaklardır.Dolaysıyla Türkiye projede önemli bir ülke konumuna gelecek Ortadoğu ülkeleriyle ekonomik, askeri, teknolojik vs. ilişkilerini geliştirecek ve dünya siyasetinde önemli bir aktör haline gelecektir.
Bu reformların gerçekleşebilmesi için ise dış ve iç siyasette ilkeli davranan yöneticilere ihtiyacımız vardır."Bizim Ortadoğu ile ne işimiz var" diyen siyasi anlayış günümüzde kısa vadede ortadoğu siyasetinden uzak durmanın yarar olduğunu düşünseler de gelecekte aslında Türkiye'yi felakete sürükleyeceklerdir.
Türkiye ve Türk milleti bu noktada olaylara bu pencereden bakmalı ve günümüzde kısmen de olsa ortadoğu siyeseti içinde yer almamız nedeniyle ortaya çıkan küçük ekonomik zararları ayyuka çıkarmayıp 100-200 yıllık geleceğe yönelik planlar yapmalıdır.
Türkiye; ilkeli, ileriyi gören yöneticiler yetiştirmeli ve bu yetişmiş olan elemanlara ülke yönetiminde söz hakkı tanımalıdır.
Aksi takdirde Türkiye ortadoğu bataklığında kaybolup gidecektir.

Millet olarak yapmamız gereken bu yaşananları iyi okuyup ülkemizin iç ve dış siyasetinde tek vücut olmayı başararak ortadoğu bataklığında kaybolan bir devlet değil ortadoğu bataklıgını kurutarak bu bölgede lider bir ülke olmaktır.



Durmuş ÇELİKTEN

Coğrafya Öğretmeni

Iğdır

Hemşehrimiz İshak Paşa Sarayı'nda

Sitemiz köşe yazarı, hemşehrimiz Durmuş ÇELİKTEN; Ağrı ili Doğubeyazıt ilçesinde yer alan İshak Paşa Sarayı ve Ahmedi Hani Hazretlerinin türbesine öğretmen arkadaşları Ayhan Taştan ve Ahmet Doğru ile birlikte günübirlik bir gezi düzenledi.

Ağrı İshakpaşa Sarayı

İshak Paşa Sarayı, saraydan öte bir külliyedir. İstanbul Topkapı Sarayı'ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsüdür.

Doğubeyazıt İlçesi'nin 5 km. doğusunda, bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan Saray, Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devrindeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yy. Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür. Sarayın Harem Dairesi Takkapı kitabesine göre yapılış tarihi Hicri 1199, Miladî 1784'tür.

Saray binasının bulunduğu zemin vadi yakası olduğundan, kayalık ve sert bir yerdir. Eski Beyazıt şehrinin merkezinde olmasına rağmen, bu yapının üç tarafı (kuzey, batı, güney) dik ve meyillidir. Sadece doğu tarafında müsait bir düzlük vardır. Sarayın giriş kapısı buradadır. Aynı zamanda en dar cephesidir.

Saray, kalelerin özelliğini kaybettiği; ateşli silahların bulunduğu bir çağda yapıldığından, doğu yönündeki tepelere karşı müdafaası zayıftır. Cümle kapısı müdafaa bakımından en zayıf noktasıdır. Cümle kapısı bölümü, İstanbul ve Anadolu'da kurulan saraylarınkinden farksız olup, taş işçiliği ve oymacılığı yönünden muntazamdır.

Türklere özgü tarihi saray örnekleri bugün ülkemizde pek az sayıda kalmıştır. Bunlardan biri de İshak Paşa Sarayı ve Külliyesi'dir.Saray Osmanlı, Fars ve Selçuklu uygarlığının mimari üslubunu bünyesinde toplayan bir özellik taşır. Cildıroğullarından II. İshak Paşa ile Çolak Abdi Paşa'ca 1685'te yaptırılan saraya, 1784'te son şekil verilmiştir. Yapı yaklaşık olarak 115x50 m. ölçülerinde bir alana kurulmuştur. Kesme taştan yapılan sarayın doğu cephesindeki portali kabartma ve süslemeleriyle Selçuklu sanatının özelliklerini yansıtır.

(Durmuş ÇELİKTEN)

 

Hemşehrimiz ÇELİKTEN:"Günübirlik düzenlemiş olduğumuz gezimizde Osmanlı'nın eserlerini görmek beni açıkcası çok mutlu etti.Bu eserlerin büyüleyici mimari yapısı ecdadın büyüklüğünün aslında bir delili idi.Ecdat dağ taş demeden memleketin her bir köşesine eserler inşa etmiş.Hem de yıllarca yaşamak üzere...Bu manzara karşısında ecdada olan sevgim bir kat daha arttı.O'nun büyüklüğü, başarıları bir kez daha beni gururlandırdı.Doğu bölgemizde toprak talebinde bulunan Ermenilerin asılsız toprak taleplerine en büyük cevap sanırım Ecdadın yapmış olduğu bu eserler olsa gerek.Çünkü Türk Milletinin bu topraklar üzerinde yaşadığının, bu toprakların tek sahibinin Türkler olduğunun en büyük kanıtı bu asırlık eserler.Öğretmenler olarak memleketin güzelliklerini öğrencilerimize anlatmamız gerektiği, hatta imkanlar ölçüsünde bu mimari eserleri yerinde görmelerine imkan oluşturma gayreti içersinde olmamız gerektiği kanısındayım.Yeni nesil bu eserleri görmekle ecdadıyla gurur duyacak ve ecdadından aldığı bu ilhamla tarihe altın harflerle bir kez daha Türklerin adını kazıma idealine sahip olacaklardır." ifadelerini kullandı.

 

 

Ahmed-i Hani (KürtçeEhmedê Xanî) (d. 1650/1651, Han Köyü, (ÇukurcaHakkari - ö. 1707, DoğubayazıtAğrı17. yüzyıldayaşamış Osmanlı Kürt edipşairtarihçi ve mutasavvıf. Yaşadığı yörede zaman zaman şeyh[1][2] olarak kabul edilmiş, halk arasında Hani Baba adıyla da anılmıştır. Ayrıca, molla(Molla Ahmed) olarak da tanınmaktadır. Hânî Aşiretinden olmasından ve Han köyünde doğması ötürü Ahmed Hânî (Ahmed-i Hânî) olarak tanınmaktadır. Doğu Bayazıt medreselerinde müderrislik ve İshak Paşa Sarayında kâtiplik yapmıştır. Dört dil (ArapçaFarsça,Kürtçe ve Türkçe) bilen Hani, eserlerini, dönemin tercih edilen edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.

En bilinen eseri, 17. yüzyılda Kürtçe'nin Kurmanci lehçesiyle yazdığı "Mem û Zîn"dir. Xanî, Mem û Zîn adlı eserinde, Emir Zeynettin'in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sti adlı iki kız kardeşinin Mem ve Tajdin ismindeki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser, aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Genç Köşe Yazarımız Sinop'taki Sesimiz Oldu...

İlçemize bağlı Emirtolu Köyü Bostanderesi sakinlerinden, Iğdır Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde Coğrafya Öğretmenliği yapan ve sitemiz köşe yazarı Durmuş ÇELİKTEN; Sinop genelinde haber yapmakta olanwww.vitrinhaber.com sitesinde köşe yazarlığına başladı.

 

 

Hemşehrimiz Sayın ÇELİKTEN'in yazılarını http://www.vitrinhaber.com/oysa-biz-osmanliydik-makale,232.html tıklayarak okuyabilirsiniz.

Oysa Biz Osmanlı'ydık...

Genç yazarımızın ilçemizin sorunlarını tüm çıplaklığı ile köşesinde dile getireceğinden kuşkumuz yoktur.

Hemşehrimiz Durmuş ÇELİKTEN'e yeni görevinde başarılar dileriz.

 

Emirtolu Bolluk Aşı Fotoğrafları...

İlçemizin en büyük köylerinden biri olan Emirtolu Köyü Bolluk Aşı Bayramı yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

Durağan ilçemiz sakinleri yakın köy sakinleri yoğun ilgi gösterdi programa yoğun ilgi gösterdiler.İşte sizlerle programa ait fotoğrafları paylaşıyoruz.

Tüm vatandaşlarımızın niyetlerini yüce Mevla kabul etsin.

 

 

 



Oysa Biz Osmanlı'ydık...

 İstanbul'un fethinin 560. yılını sevinçle karşılıyor ve fethi gerçekleştiren Büyük komutan, devlet adamı Fatih Sultan Mehmet Han ve neferlerini minnetle yad ediyor, ruhlarının şad olmasını Yüce Mevla'dan niyaz ediyorum.

 

Yaşadığımız şu dönemde mensubu olmaktan gurur duyduğum Ecdadım Osmanlı'nın yokluğunu içte biz, dışta ise tüm dünya insanlığı iliklerine kadar hissediyor.

Onlar (Osmanlı) huzur, mutluluk, ilim, irfan, hoşgörü götürdüler gittikleri yerlere.

Oysa millet olarak biz Onların üstlenmiş olduğu bu büyük görevi hakkıyla yerine getiremedik.

Zaman zaman O Koca Çınar'ın devamı olmaktan utanç duyduk, zaman zaman eleştirdik.

Yıllarca sanki Osmanlı'nın torunuyum demek suçmuş gibi algıladık,algılatıldık ve bir nesil Osmanlı düşmanı olarak yetişti, yetiştirildi.

Onun tüm dünyada bıraktığı mirası koruyamadık.

Dünya Osmanlı'dan minnet duygularıyla bahsederken bizler bugün içinde bulunduğumuz Ulu Çınar'ın köklerinden yeniden şaha kalkan Türkiye Cumhuriyeti devleti olduğumuz unuturulmak istendik.

Devletimizin kuruluş yılını 1923 olarak kabul etmekle geçmişe sünger çektiğimizi tüm dünyaya haykırdık.

Oysa Biz Osmanlı'ydık.

Belki onun kadar büyük değildik(yüz ölçümü olarak) ama onun mirası üzerine kurulan bir devlettik.

Oysa dünya bizim mensubu olduğumuz Osmanlı'nın devamı olarak görüyordu.

Avrupa'da yapılan milli maçlarda "Osmanlı geldi" nidaları bu gerçeği bizlere haykırıyordu.

Belki geç oldu ama oldu nesil uyandı, ecdadına ve bıraktığı mirasına sahip çıktı.

Koca Çınar'ı yakından tanıma duygusu sardı herbirimizi.

Ve Koca Çınar hak ettiği yerini tüm torunlarının gönlünde aldı, alıyor ve almaya da devam edecek.

 

DURMUŞ ÇELİKTEN

COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

IĞDIR

 EMİRTOLU'DAN BOLLUK AŞI'NA DAVET VAR...   
İlçemizin en büyük köylerinden biri olan Emirtolu Köyü sakinlerini tatlı bir telaş sardı.Çünkü onlar 26 Mayıs 2013 Pazar günü geleneksel olarak her yıl düzenlenen Bolluk Aşı Bayramı'na hazırlanıyorlar.

Programla ilgili Emirtolu Köyü Muhtarı Sayın Recep DİNÇ:"Geleneksel olarak düzenlediğimiz ve gurbette olan Durağanlıların ve ilçemiz sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği Bolluk Aşı Programı'nı 26 Mayıs 2013 Pazar günü (yarın) gerçekleştireceğiz.Tüm hemşehrilerimizi bu programa bekliyoruz" dedi.

Birlik ve beraberliğimizin sembolü haline gelen, kültürümüzün yaşatılması, gelecek nesillere aktarılmasında aktif rol alan böyle güzel programın hazırlanmasında öncülük eden değerli muhtarımıza ve yoğun gayret sarfeden köy sakinlerimize www.duragan.com.tr ailesi olarak sonsuz teşekkürlerimizi iletiyor; bolluk içinde geçen bir yıl, yapılan duaların kabul olduğu bir ömür temenni ediyoruz...


SOFRADA BAŞLAYAN MÜCADELE...

Köyde çocuk olmak bir başka hayat deneyimi kazandırır insana.

Daha küçük yaşta yemek sofrasında 8-10 çocuk içersinde karnını doyurmaya çalışmakla başlar mücadele.

Kaşıklar yarışır sofrada adeta.Kaşık seslerinden başka ses yoktur ortamda.

Ve bir o kadar da ağırdır köyde çocuk olmak.Hafta sonları hayvanlar peşinden koşar o minik yürekler.

Odun kırmakla nasır tutar çocuksu eller.

Daha küçük yaşta kırışıklıklar belirir sakalsız yüzünde.

Naylon ayakkabı içersinde buz tutar küçük ayaklar.

Bacağında yırtık bir pantolon, yırtılmış çoraplardan dışarı çıkan ayak parmakları, çamur içinde kalmış eller...

Ve küçük yaşta evlendirilmiş çocuklar...Küçük bedenleriyle aileleri tarafından büyük yüklerin altına itilen sayısız köy çocukları...Çocuk yaşta çocuğu olan anne ve babalar...Çocuğu ile birlikte büyüyün kücük büyükler onlar...İşte daha sayısız güçlüklerle karşı karşıya kalır köy çocukları.

Hayat, her türlü kötü cilvesini daha küçük yaşta gösterir onlara.Oysa onlar tıpkı diğer çocuklar gibi okul sıralarında olmalıydı.Minik elleri odun tutmamalı; kalem defter, kitap tutmalıydı.Okul bahçesinde çocuk olmanın gereği olan oyunlar oynamalıydı.

Oysa tüm bu zorluklara rağmen dağ gibi yürek, ÇELİKTEN kaplanmış bir beden, olumsuzluklar karşısında yılmayan bir azim vardır o minicik yüreklerde.

Yaşanılanlar umutsuzluk değil mücadele tohumları eker bu minik bedenlere.

Dedim ya taa sofrada başlar mücadele ve sonunda mücadeleci bir ruh ortaya çıkar.

 

DURMUŞ ÇELİKTEN

COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

IĞDIR



DURAĞAN İÇİMDE KANAYAN BİR YARADIR.

Bazı şehirler vardır sahibine mutluluk ve heyecan verir. Adı anıldığında büyük bir gururla” işte, benim memleketim, ben de oradanım” diyebilmek için koşar adım öne atılmak istersiniz. İstanbul, Londra, Paris, New York böyledir. Türk edebiyatının önemli simalarından olan büyük şair Yahya Kemal Beyatlı, Üsküdar için şu dizelerini dile getirir:
“Üsküdar, bir ulu rüyayı görenler şehri!
Seni gıpta ile hatırlar vatanın her şehri.”
Yine aynı şekilde ünlü Fransız düşünürü Montaigne de Paris için şunları yazar:
“Beni Fransız yapan yalnızca bu büyük şehirdir; halkıyla büyük, dünyadaki yeriyle büyük, hele türlü türlü rahatlıklarıyla büyük ve eşsiz olan, Fransa’nın onuru ve dünyanın en soylu mücevherlerinden biridir.”
Bazı şehirler de vardır ki, oranın bir ferdi olmaktan gurur duyarsınız; fakat buruk bir sevinçtir sizinkisi. Biri gelip de” arkadaş, sen memleketinle övünüp duruyorsun da neyiniz var hele bir anlatıver.” dese kaç tane özelliğinizi sayabilirsiniz? Her yıl göçe kurban ettiğiniz onca insanınızı mı, yoksa kahvehane köşelerinde vakit öldüren insanınızı mı? Benim Durağan’ım işte böyle bir şehir görünümü arz ediyor. Gurbette bulunduğum zamanlarda da, memlekette bulunduğum zamanlarda da hep içimde kanayan bir yara oldu Durağan. Bu yazımı altı özellik adı altında açıklamak istiyorum:
“Yokluğun adıdır Durağan.” Bir kadın vardı bizim köyde, iki de okuyan evladı. Kocası da İstanbul’da çay-şeker parasını kazanmaktan öteye geçemezdi. Bu zavallı kadının elinde avucunda tek metelik yoktu. Çocukların tatile her gelişinde kara kara düşünür, uykuları bölünürdü. Ne yapmalıydı ki çocuklarına harçlık bulabilsindi. Kimseye bir şey söylemeden kapı kapı dolaşır, borç isterdi. Ne hikmetse 50-100 lira ne bir salak(sayıca çok olmayı ifade eder) koyunu olanda ne de İstanbul’da üç- beş katlı apartmanı olan da bulunurdu. Ancak altmış beş yaş aylığı alan yaşlı bir ihtiyarda bulunabilirdi bu para. Her defasında aynı şey yaşanırdı; borç verilmezdi ona verdiğimizi alamayız belki, diye. Halbuki hiç duyulmamıştı onun borcunun altında kaldığı. Hem batsa ne olurdu elli lira, yüz lira. Olmazdı, olmazdı; çünkü onlar üç-beş kuruşun adamıydı! Diyorum ya kardeşlerim, Durağan, içimde kanayan bir yaradır.

“Bir telefon ötede; ama kilometrelerce uzakta olan bir ailenin özlemidir Durağan.” Hayatımın yarısından fazlası gurbette geçti ve geçmeye de devam ediyor. İlkokul beşinci sınıfa kadar bile gurbette yaşadım desem çoğunuz “Öyle bir şey olur mu?” diyeceksiniz belki de. Ama bu ne yazık ki doğru. Neyse bu uzun bir hikaye, ben asıl konumuza döneyim. Bayramlarda memleketine giden herkes, gelişiyle sevince boğduğu ailesini gidişiyle de nasıl bir duruma soktuğunu gözlemlemiştir. Gözlerinizi gözlerinizden kaçıran, duygu sazının tellerine dokunmaktan olabildiğince kaçınan; ancak arabaya binip arkanıza baktığınızda köşe başlarının tutulmuş, duygu sazını tellerine dokunulmuş olduğunu görürsünüz. Bir telefon ötede her gün arayıp sormanıza rağmen bir şeyler eksik kalır hep. Sevdiğin insana dokunamazsın mesela, sıcaklığını veremezsin, içinizde fokur fokur kaynayan özleminizi, bir semaver etrafında halka kurmuş ailenizle buluşturamazsınız.
“Kapısına kilit vurmuş bir ailenin arkasında bıraktığı bir-iki eldir Durağan.” Durağan, maalesef göçe kurban ettiğimiz insanların hatıralarıyla dolu. Her gün evinin penceresinde görmeye alışık olduğum Dursun Amca’nın evinin penceresine koca bir perde çekilmiş ve sabah bakarım açılmaz; gece, ışığı yanmaz, evinin önündeki tavuklar erken tünemiş, horozu ötmez. Ve yirmi hanelik köyde bir avuç el kalmış, onların da gitmesi sanırım uzun sürmez. Belki de onların arkasından el sallayacak el bile kalmayacak. Birkaç kedi ile köpek ağıt yakacak arkalarından; hiç açılmayacak kapılara bakacaklar, ümitleri kalmayınca da onlar da sahipleri gibi terk edecekler memleketlerini .
“Kahvehane köşelerinde ömür tüketenlerin adıdır Durağan.” Buraya kadar olan bölümlerde genel olarak Durağan’ın köylerini anlattım. Bu bölümde ise Durağan /Merkez’den bahsetmek istiyorum. Eğer bir şehirde sabahtan akşama kadar kahvehanede oturan insan sayısı ne kadar fazla ise ve mantar gibi her köşe başında kahvehane açılıyorsa o şehrin geleceğinden şüpheye düşmek gerekir. Ne acıdır ki Durağan böyle bir şehir haline geldi. Önceleri bir kişiyi aradığınızda size ya evini gösterirlerdi ya da iş yerini. Hâlbuki durum bugün hiç de öyle değildir. Aradığınız kişiyi bulmak için size, en çok vakit geçirdiği kahvehaneyi gösteriyorlar. Düşünsenize nerden nereye gelmişiz. Kaymakamlık kapısına iki büklüm olmuş bir vaziyette giren ve gerçekten muhtaç olan, elinden bir şey gelmeyen vatandaşlar giderken; bugün bir paket makarna, çay, şeker için memurlarla kavga eden bir duruma geldik. Daha neler neler, say say bitmez. Üretici bir toplum; hazır yiyen bir toplum haline geldi. Yanı başımızdaki Boyabat her alanda sıçrama yaparken; biz inadına aksini yapıyoruz.
“Uzaklardan, çırpınışına tanık olduğum şehirdir Durağan.” Değerli kardeşlerim, Durağan’ın köylerini de Durağan merkezi de yakinen tanıyan ve takip eden bir Durağanlıyım. İstanbul gibi büyük bir şehirde birçok gelişme ve değişmeye tanık oluyorum. Bir buradaki insanların mücadelesine, azmine bakıyorum, bir de dönüp Durağan’a bakıyorum. O zaman çıldırmamak için kendimi zor tutuyorum. Yerinde sürekli sayan hatta gerilere doğru yol almış bir Durağan var karşımda. Tevfik Fikret eğer bugün yaşamış olsaydı “Gayya-yı Vücud” şiirini Durağan’a ithaf ederdi!
“Her şeyi bütün çıplaklığıyla görüp de hiçbir şey yapamamanın adıdır Durağan.” Aslında Durağan’ın bütün hastalıkları belli, ayrıca bir teşhis için uzun soluklu bir çalışmaya gerek yok. Burada bunları tek tek yazmayacağım; amacım sadece bu konuya dikkatinizi çekmek. Peki hastalığı teşhis edilmiş bir hastaya tıbbi müdahalede bulunulamaz mı? Eğer bu alanda tedavisi mümkünse niye olmasın. Durağan’ın hastalığı da tedavisi de mümkün; yeter ki biz bu konu da üzerimize düşeni yapalım. Ne zaman ki yöneticiler görevini, yönetilenler işini yaparsa; çalışma çağında olanlar kahvehaneye değil de çalışmaya giderse; öğrenciler okula, kütüphaneye; sermaye sahipleri-ilçede ve diğer şehirlerdeki- yatırım yaptığında inanın Durağan, üstündeki bütün sis bulutlarını dağıtacak ve ihtişamlı halini alacaktır. Ancak, adı üstünde “Durağan” ; “dur, demişler, o da durmuş; Allah’ın terk ettiği yeri ben ihya edemem.”dersek ve Allah’ın bize verdiği cüz-i iradeyi bu iş için kullanmazsak Durağan adı sadece anılarımızda küçük bir anı olarak kalır. Durağan’ı içimizdeki bir yara olmaktan çıkarmak istiyorsak her Durağanlı üzerine düşeni yapmalı.
Bazen görmek istediklerimizle gerçekte gördüklerimiz arasında bir tezatlık vardır. Önemli olan bu tezatlığı makul ölçüde birleştirmek ve aradaki uçurumu kapamak için mücadelede bulunmaktır. Yukarıda verdiğim örnek ve açıklamalardan da anlaşılacağı üzere “Gurbette Durağanlı Olmak” kolay bir durum değil. Yazdıklarımın pek iç açıcı olmadığının farkındayım. Herkesin hoşuna gidecek, gönül rahatlığı ile okuyacağı bir yazı değil maalesef. Fakat gerçekleri de görmezden gelemezdim. İçimdeki Durağan’ı; acısıyla, tatlısıyla anlatmak istedim. Durağanlı olmak bir gurur ve övünç kaynağı ise; Durağan’ın acılarını, hastalıklarını görmek ve bu konuda kafa yormak da aynı ölçüde önemli ve bir o kadar da elzemdir. Korkulması gereken hiçbir şey yapamamak, böyle bir teşebbüste bulunabilecek güç ve kudreti kendinde bulamamaktır. Yoksa bugün makûs talihine boyun eğmiş olmak geleceğin de öyle olacağı anlamına gelmez. Tanzimat devri karanlığına meydan okumuş, devrinin ümitsizlik ortamına meşale yakarak ışık olmuş büyük şair Namık Kemal’in şu beyti sanırım bendeki Durağan’ı çok daha iyi tasvir ediyor:
“Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma,
Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten.”
Devrine ve geleceğe ışık tutmuş şairin Durağan’ımıza da meşale tutması temennisiyle yazımı noktalıyorum.



Fahri Çelikten

FAHRİ ÇELİKTEN
MARMARA ÜNİVERSİTESİ-ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ-İST/KADIKÖY


ÖDÜLLÜ MAKALE YARIŞMASI BİRİNCİSİ BELLİ OLDU...

 DUYDER ,GÖKIRMAK ETÜT EĞİTİM MERKEZİ 
ve  www.duragan.com.tr , www.duragan.com  siteleri işbirliği ile “Gurbette Durağanlı Olmak” Konulu makale yarışması 11 Nisan 2013 -17 Mayıs  2013 tarihleri arasında yapıldı ve jüri üyelerinin incelemeleri doğrultusunda yarışma birincisi belli oldu.

Emirtolu Köyü Bostanderesi Mahallesi sakinlerinden Fahri ÇELİKTEN'in "Durağan İçimde Kanayan Bir Yaradır."  başlıklı yazısı birinci olmuştur.


 

 

Peki Fahri ÇELİKTEN kimdir?

Emirtolu Köyü Bostanderesi Mahallesi'nden bir hemşehrimizdir.İstanbul Marmara ÜniversitesiTürk Dili ve  Edebiyatı Öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencisi ve aynı zaman da sitemiz köşe yazarıdır.

Yarışma birincisi ÇELİKTEN'e ödülü olan tablet bilgisayar kendisine verilecektir.

Fahri ÇELİKTEN'i tebrik eder başarılarının artarak devam etmesini temenni ederiz.

 BOSTANDERESİ BOLLUK AŞI FOTOĞRAFLARI...
28 Nisan 2013 Pazar günü yapılmış olan Bostanderesi Mahallesi Bolluk Aşı etkinliğine ait fotoğrafları siz ziyaretçilerimizle paylaşıyoruz.

























































Programın hazırlanmasında emeği geçen mahalle sakinlerine ve uzaktan yakından bu programa katılan değerli misafirlerimize teşekkür eder, böyle güzel geleneklerin devam ettirilmesini temenni ederiz.


Yeni Köşe Yazarlarımız Sizlerle Birlikte Olacak...
Sitemiz kurucusu Durmuş ÇELİKTEN'in yoğun gayretleri sonucu sitemize yeni köşe yazarları katılmıştır.Bunlar:

Adem GİYİCİ Ahmet KARABIYIK Fahri ÇELİKTEN İnal KARAKOÇ

Adem GİYİCİ Ahmet KARABIYIK Fahri ÇELİKTEN İnal KARAKOÇ

Bizler de www.bostanderesimahalles57.tr.gg ailesi olarak yeni köşe yazarlarımıza aramıza hoş geldiniz diyoruz.

“Gurbette Durağanlı Olmak”

 

 

 DUYDER ,GÖKIRMAK ETÜT EĞİTİM MERKEZİ ve www.bostanderesimahallesi57.tr.gg, www.duragan.com.tr siteleri işbirliği ile “Gurbette Durağanlı Olmak” Konulu makale yarışması 11 Nisan 2013 -17 Mayıs 2013 tarihleri arasında yapılacaktır.Tüm Durağanlı hemşehrilerimizin duygu ve düşüncelerini ifade eden yazılarını, ad, soyad ve adresleriyle birlikte yesilduragan@hotmail.comBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresine ulaştırmaları durumunda yarışmaya katılmaya hak kazanacaklardır.

Bu yarışmayı düzenlemedeki amacımız Durağan’dan çok Durağan dışında yaşayan kardeşlerimizin gurbetle ilgili duygu, düşüncelerine tanıklık etmek ve bir nebze de olsa duygularını ifade etmelerine ortam oluşturup memleket özlemlerine tercüman olmaktır.

Durağan’ın bugün ki nüfusunun kat be kat fazlasının başka illerde yaşadığını düşündüğümüzde siz hemşehrilerimizin de bu yarışmanın ne kadar gerekli olduğu konusunda bizlere hak vereceğinizden kuşkumuz yoktur.

Örneğin sadece Tekirdağ Çorlu ilçesinde yaşayan Durağanlı sayısı 40 binin üzerindedir. Ancak Durağan’ın bu gün ki nüfusu maalesef 7900 ile sınırlı kalmıştır. Tüm bu veriler göz önünde bulundurulduğunda Durağan dışında yaşayan hemşehrilerimizin memleket özlemlerinin ayyuka çıktığını tahmin etmek hiç de zor değildir.

Bizlerde bu noktadan hareketle hemşehrilerimizin memleket dışında yaşamalarının avantaj ve dezavantajlarının neler olduğunu öğrenmek ve bu bağlamda gurbetin hemşehrilerimizin duygu ve düşüncelerine yansımasını gözler önüne sermek istedik.

Sitemize gönderilen yazılar her hafta jüri üyelerimiz tarafından değerlendirilip haftanın makalesi belirlenecektir. Son hafta ise hafta birincisi olan makaleler arasında değerlendirme yapılıp yarışma birincisi tespit edilecek ve sitemizden bu makale ve yazarı duyurulacaktır.

Not:Yarışma birincisine Tablet Bilgisayar hediye edilecektir.ikinci ve üçüncülere ise çeşitli hediyeler verilecektir.

Siz hemşehrilerimizin yazılarını merak ve ilgiyle bekliyoruz.

Jüri Üyelerimiz

Durmuş ÇELİKTEN
Adem KAYA
Ayhan TAŞTAN

İnan KARAKOÇ
Ahmet KARABIYIK
Ahmet DOĞRU
Ahmet Fatih YILMAZ
Ramazan KAPLAN

 

Cesaretimizi ve Sabrımızı Sınamaya Kalkışmayın!

Yazıma öncelikle milletimizin Nevruz Bayramı’nı tebrik etmekle başlamak istiyorum. Ülkemizin geçtiği şu zorlu süreçte Yüce Allah’ın yardım elinin milletimizin üzerinde olmasını temenni ediyorum.

Dün Diyarbakır’da yaşanan olaylara değinmek istiyorum. Diyarbakır’da yüz binlerin Nevruz Bayramını kutlamak için toplandığı ve Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği mektubun okunduğu o gün yaşananları kendi penceremden değerlendirmeye çalışacağım.

Öncelikle Bdp’nin Öcalan’ın mektubunda ifade ettiği barış çağrısını milletimize bu çağrıyı aktarırken seçmiş olduğu yolun yanlış olduğunu belirtmek istiyorum. Barış ve kardeşlikten bahsedilen bir ortamda Türk bayrağının bulunmamasını şiddetle kınıyorum. Böylesi bir günde böylesi bir çağrı yapılırken Bdp’li yetkililerin o meydanda Türk bayrağını bulundurmamasını barış ve kardeşlik girişimine vurulan ilk balta olarak görüyorum. Eğer Türk ve Kürt halkı barışacak arada esen soğuk rüzgar duracaksa bir devleti, bir milleti temsil eden Türk bayrağını inkar etmekle, barış naraları atılan Diyarbakır meydanlarına asmamakla mümkün olmayacaktır. Barışın sağlanması tek taraflı çıkar güdümü ile mümkün olmayacaktır. Siz Türk milletin bayrağını yok sayarak bu milletin barış sürecine destek vermesini beklemeniz ahmaklık olacaktır. Türk milleti olarak barışa gerçekten inandığımız şu günlerde bu şekilde tavır takınmakla bir arpa boyu yol alınamayacaktır. Ayrıca Öcalan’ın mektubundaki çağrı ile de bu durum hiç mi hiç örtüşmemektedir. Siz hem Çanakkale’de Kurtuluş Savaşı’nda Türk ve Kürtlerin birlikte mücadele ettiğini söyleyeceksiniz hem de şehitlerin kanlarıyla boyanmış ay yıldızlı al bayrağı o meydanlarda asma duyarlılığını göstermeyeceksiniz. Bu ne yaman çelişkidir.Açıkça söylemek gerekirse Türk bayrağının o meydanda bulundurulmamasında ben bir kasıt arıyorum. Bu durumu açıklamak için sığınmış olduğunuz kaçamak cevaplarınızın hiçbir ehemmiyeti yoktur, olamaz. Çünkü Türk bayrağı Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil eder ve bu ülkenin bağımsızlığının en büyük emaresidir. M.Kemal Atatürk’ün şu sözlerini hatırlamak bayrağın önemini ve Türk milletinin bayrak konusundaki hassasiyetini anlamak için yeterli olacaktır.”ATATÜRK, “Bayrak bir milletin özgürlük alâmetidir Düşmanın da olsa hürmet lâzımdır” sözleri ile bayrağın kutsallığını dile getirmiştir. Bunun en anlamlı örneğini İzmir’deki davranışı ile göstermiştir. ATATÜRK, İzmir’in kurtuluşundan sonra geldiği İzmir’de önüne bir yol halısı gibi serilen Yunan bayrağını görünce sebebini sormuş; kendisini karşılayanlardan birinin “Yunan bayrağı paşam!Yunan Kralı Konstantin buraya ilk girerken Türk bayrağını çiğneyerek geçmişti” cevabını vermesi üzerine “Hata etmiş! Ben bu hatayı tekrar edemem Bayrak, milletlerin şerefidir Ne olursa olsun yere serilemez ve çiğnenemez” diyerek Yunan bayrağını çiğneyerek geçmeyi reddetmiştir.”
 Bayrağın anlamını bu şekilde kabul etmediğiniz sürece barış asla sağlanamayacaktır.

Zaten Başbakan Sayın R.Tayyip Erdoğan ve Ak Parti çatısı altındaki tüm yetkililer bu durumun olumsuz bir gelişme olduğunu ifade eden açıklamalarda bulunmuştur.

Tüm bu açıklamalara rağmen Bdp eş başkanı Demirtaş’ın bayrakla ilgili açıklaması ise akıllara zarar verecek cinstendir: “Bu, barış çağrısını almak istemeyenlerin yarattığı tartışmadır. Muhalefet AK Parti ile baş edemediği için Kürtlerin savaşmasını istiyor. Bayrakla sorunumuz yok. Bayrak bir siyasi partinin ve anlayışın unsuru olmaktan çıkarılırsa önümüzdeki nevruzda asılabilir "

Siz hem bayrakla sorununuzun olmadığını söyleyeceksiniz hem de Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Türk bayrağının bir siyasi partinin ve anlayışın unsuru olduğunu iddia edeceksiniz. Bir de gelecek nevruz da ancak böyle bir şartla asılabilir diye bu devlete, bu millete şart koşacaksınız. Sonra da meydanlara çıkıp özgürlükten, eşitlikten, kardeşlikten dem vuracaksınız.

Sayın Demirtaş, şunu iyi bilmelidir ki Türk bayrağı herhangi bir siyasi parti ve anlayışını temsil etmez. Türk bayrağı 814,476 kilometre karelik Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşayan tüm vatandaşların bağımsızlığını, özgürlüğünü temsil eder. Ve ay yıldızlı al bayrağın tüm dünyaya haykırdığı gerçek budur. Bunu bu şekilde kabul etmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde akan kanın durması için harcanan bunca çaba boşa gidecektir.

   Şunu da iyi biliniz ki bu millet nasıl ki Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda özgürlüğüne vurulmak istenen prangaları paramparça etmişse, ülkesinin bağımsızlığı için hazırlanan tüm oyunları bozmuşsa yeri geldiğinde yine aynı cesareti gösterecektir. Hiç kimse Yüce Türk milletinin sabrını ve gücünü sınamaya kalkışmasın. Bu millet tarihte birçok kez cesaretini ve gücünü kanıtlamıştır ve yeri geldiğinde de kanıtlayacaktır. Eğer bunun örnekleri görülmek isteniyorsa tarih sayfalarını karıştırmak yeterli olacaktır. Bu milletin olanlar karşısında sükunetini koruması sizleri cesaretlendirmesin. Sessizliğinin nedeni akan kanın siyasi yollarla çözülmesini istemesinden, daha fazla annenin canının yanmasını istememesindendir. Yoksa korkudan, pısırıklıktan değildir. Bu sessizlik bu şekilde yorumlanmalı ve daha fazla kan akmaması için tüm hassasiyetler göz önünde bulundurulmalıdır. Akraba olan Türk ve Kürt halkını kendi çirkin emellerinize ulaşmak için araç olarak kullanmaya kalkışmayın. Aksi takdirde bu iki halk nasıl ki Milli Mücadele’de el ele vermeyi başarmış ve düşmana kan kusturmuşsa tekrar işbirliği yaparak sizlerinde oyunlarını yerle bir edecektir.

Buradan Bdp’li yetkililere sesleniyorum: Lütfen sergilemiş olduğunuz bu davranışın yanlışlığını kabul edip Yüce Türk milletinden özür dileyiniz. Bizler de Türk milleti olarak sizlerin samimiyetini görelim, akan kanın durması için bir gayretinizi görelim.

 Durmuş Çelikten

DURMUŞ ÇELİKTEN

COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

MUHTARIN YOL ÇİLESİ...

Ayvacık Köyü muhtarı Durmuş AYDIN Emirtolu Köyü Bostanderesi mahallesi sakinlerinin Durağan yolcu taşımacılığını yapıyor.Ancak Bostanderesi mahallesinin yollarının bozuk olması nedeniyle ulaşımda sıkıntı yaşadığını belirtiyor.
Muhtar Aydın; mahallenin en büyük sorununun yol olduğunu ilçe ile mahalle arasında yolların bozuk olması nedeniyle ulaşımın çok güç olğunu ve acilen mahalle yollarının en azından çakıllama yapılması gerektiğini söyledi.Perşembe günü yolcu taşımak için mahalleye indiğimde aracım yolda saplandı kaldı mahalle sakinlerinin yardımlarıyla halatla aracı battığı yerden çıkardığını belirtti.



















































Bizde yetkililere sesleniyoruz.Allah rızası için Bostanderesi mahallesinin yol sorununa bir çözüm bulun.İnsanların yol çilesi sona ersin artık.


BOSTANDERESİ'NDE TİRİT GECELERİ...
Sitemiz kurucusu Durmuş ÇELİKTEN'in organize ettiği tirit geceleri Bostanderesi mahallemizde düzenlendi.





























Sitemiz kurucusu Durmuş ÇELİKTEN "Tirit Geceleri" adını verdikleri bu programı Bostanderesi mahallemizde ücretli öğretmenlik yaptığı 2012 yılında kış gecelerinde köy sakinlerinin bir araya gelerek o eski köy sohbetlerini yeniden canlandırma, insanların birbirleriyle ilişkilerini kuvvetlendirme,aileleri televizyon ekranlarına bağlı kalmaktan kurtarma ve var olan tirit yemeğini yaşatma, genç nesillere tanıtma ve gelecek nesillere bu güzel kürtürümüz aktarmak amacıyla düzenlediklerini ve artık her yıl kış mevsiminde bu mahallemizde bir gelenek haline geldiğini ifade etti.

Bizde başta Durmuş ÇELİKTEN  ve bu kültürün yaşatılmasını sağlayan diğer mahalle sakinlerine teşekkür ediyor ve muhabbetlerinin daimi olmasını temenni ediyoruz.


MUSTAFA VE HÜLYA'NIN MUTLU GÜNÜ...
Mahallemiz sakinlerinden olup İstanbul'da yaşamakta olan Süleyman ÇELİKKOL'un oğlu Mustafa;Kirencik Köyü Gölyeri mahallesi sakinlerinden İPEK ailesinin kızı Hülya İPEK ile 10 Mart Pazar günü saat 19.00'da İstanbul Esenyurt Kıraç'ta dünya evine girrmek üzere düğün merasimi düzenleyecektir.


Mustafa ve Hülya çifti bu mutlu günlerinde tüm akraba ve dostlarını yanlarında görmek istiyorlar.
Bizde genç çiftimize mutluluklar diliyoruz.



 KAYMAKAM BEY DUY SESİMİZİ!!!
 

KÖYDES projesi kapsamında köylerin su, kanalizasyon, yol vb. sorunları çözülmeye çalışılmıştır.

İlçemizin en uzak(48 km.) yerleşim birimi olan Emirtolu Köyü Bostanderesi mahallemizin yol sorunu bir çözüme kavuşturulamamıştır.

Kış mevsiminin kendini hissettirdiği şu günlerde Bostanderesi sakinleri yine ulaşım sıkıntısı yaşayacaklarının endişesi içersindeler.

Mahalle azası Sayın Faruk ÇELİKKOL; yol sorunu ile ilgili sitemize açıklamada bulundu:

"Yol sorunumuzu sürekli dile getirmemize rağmen en ufak bir çalışma yapılmadı.Bundan yaklaşık bir yıl önce stabilize yol yapılması için mahallemiz yollarının ihalesi yapılmasına rağmen mahallemizin yol sorunu çözüme kavuşturulmadı.Mahallemize ulaşım zorluklarla gerçekleşmektedir.Hatta kar yağışının yollarımızı kapatması durumunda ilçe ile adeta ulaşım imkansız hale gelmektedir.Vatandaşlarımız ihtiyaçlarını karşılamak için Samsun ili Vezirköprü ilçesine ulaşmak için kayıklarla Altınkaya Barajını geçerek ilçeyle iletişim sağlamaya çalışıyorlar.Zaten maddi sıkıntılarla boğuşan mahallemiz Vezirköprü ilçesine ulaşmak için bin bir türlü çileyle karşılaşıyor ve daha fazla maddi kayıba uğruyorlar.KÖYDES Genel Kurul Toplantısının yapıldığını duydum ve merakla mahallemle ilgili sayın ilçe kaymakamımız Davut DÜZGÜN'ün bir açıklama yapıp yapmadığını araştırdım.Oysa merağımın yerini bir anda umutsuzluk aldı.Sayın kaymakamımız mahallemizin yol sorunu ile ilgili en ufak bir açıklama bile yapmamıştı.Beni ve mahalle sakinlerini bu durum son derece üzmüştür.Ancak ben buradan sayın kaymakamımıza sesleniyorum:Allah rızası için bizim yol sorunumuzu lütfen bir çözüme kavuşturun.Mahallemiz gün geçtikçe kan kaybetmeye devam etmektedir.Sürekli göç vermektedir.Tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelmiştir.Eğer sorunlarımıza çözüm bulunmazsa Bostanderesi mahallesi artık ıssız bir yerleşim birimi haline gelecektir.

Yetkilileri sorunumuzun çözümü için göreve davet ediyorum."

İnanıyoruz ki Sayın Kaymakamımız Davut Düzgün'ün göreve geldiği günden bu yana ilçemizin bir çok sorununun çözümünde gösterdiği çabayı Bostanderesi Mahallemizin yol sorununun çözümü içinde gösterecektir.

Göç sorunu ilçemizin ve köylerimizin en büyük sorunudur.Eğer köylerimizin bu tür sorunları çözüme kavuşturulmazsa ilçemiz kan kaybetmeye devam edecektir.

 
 
 
 
TERÖRÜ LANETLİYORUZ..




Hakkari'de bölücü terör örgütü tarafından 3 ayrı noktaya yapılan saldırı sonucu 8 askerin şehit olduğu, 16 askerin de yaralandığı belirtildi. 10 terörist de öldürüldü.

Hakkari Valiliği, Yüksekova Yeşiltaş Karakolu'na teröristlerce saldırı girişiminde bulunulduğunu, çıkan çatışmada 8 askerin şehit olduğunu, 16 askerin yaralandığını bildirdi.

Hakkari Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, sabah erken saatlerde Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca bölgesindeki Yeşiltaş Karakolu'na, terör örgütü PKK mensuplarınca saldırı girişiminde bulunulduğu kaydedilerek, ''Çıkan çatışmada 8 askerimiz şehit olmuş, 16 askerimiz de yaralanmıştır. Bölgede operasyonlar devam etmekte olup ilk belirlemelere göre 10 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Milletimizin başı sağolsun'' denildi.

Dağlıca'da 2007 yılında da PKK'nın düzenlediği saldırıda 12 asker şehit olmuş, 16 askerimiz de yaralanmıştı.

YARALI ASKERLER HASTANEDE

Yüksekova ilçesi Yeşiltaş Karakolu’na PKK terör örgütü mensupları tarafından yapılan saldırı sonucu çıkan çatışmada 8 asker şehit olurken, 16 asker de yaralandı. Yaralı askerler, bölgeden helikopterlerle Hakkari il merkezine getirilerek buradan ambulanslarla Hakkari Devlet Hastanesi ve Hakkari Asker Hastanesi’ne kaldırıldı.


Yüksekova ilçesindeki terör saldırısında yaralanan 5 asker, Van'daki hastanelerde tedavi altına alındı.

Yüksekova'nın Yeşiltaş Karakolu'na teröristlerce düzenlenen saldırıda yaralanan 16 askerden 5'i, Hakkari Asker Hastanesi'nde yapılan ilk müdahalenin ardından Van'a sevk edildi.

Helikopterle Van'a getirilen yaralılar, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Helikopter Filosu'nda bekletilen ambulanslara taşındı.


Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan yaralılar, tedavi altına alındı.

Askerlere kan vermek için Van Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polisler ile vatandaşların hastanelere gittiği bildirildi.


MİRAÇ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...

Bu gece, peygamberimizin bütün insanlığı temsilen 
Cenab-ı Hakkın yüksek huzurana kabulü anlamına gelen Miraç Gecesidir. 
 
 
 Hicri Recep Ayı'nın 27 gecesinin tanık olduğu bu 'Büyük Buluşma' bizlere 
insanın ilahi rızaya ve desteğe ulaştığı akıl ve idraki zorlayan nice üst derecelere 
ulaşabileceğini gösterdiği gibi, mana aleminde 
yükselip ilahi rahmet ve huzura erişmenin öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlaki 
erdemlere yükselişten her şeyin sahibi olan Yüce Allah'a bağlılık ve boyun eğmeden geçtiğini 
hatırlatmaktadır. Bu gecede farz kılınan ve bizzat Peygamberimizin tarafından mü'minlein miracı olarak nitelendiren 
namaz da, iç dünyamızdaki yükselişi ve arınmayı ifade eder.

 

 

Miraç Kandili Nedir  : Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır.

 

 

Miraç Kandili , Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı.

Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüştü. Cebrail ile birlikte yükseliş Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldı. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adlı başka bir binekle yükselişini sürdürdü. Bu yükseliş sırasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah'ın huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a şirk koşmayanların Cennet'e gireceği müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve beş vakit namaz farı kılındı. Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü.
 
Mirac Gecesinin ertesi günü , Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayını anlattı. Olayı duyan müşrikler yoğun bir kampanya başlatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya başladılar. Bu kampanya bazı müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürdü. Olayın gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i sınadılar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdiği bilgilerin doğruluğu müslümanları şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi. Mirac olayı inatlarını ve düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karşısındaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Sıddîk" lakabıyla onurlandırıldı. Hz. Ebu Bekir olayı kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyeceğini soran müşriklere "O söylüyorsa şüphesiz doğrudur" cevabını vermişti.
 
Ahad hadislere dayansa da Mirac olayının gerçekliğinde tüm müslümanlar birleşmişlerdir. Ancak olayın gerçekleşme biçimi İslam bilginleri arasında görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Buna göre İbn Abbas'ın da içinde bulunduğu bazı bilginlere göre Mirac olayı uykuda gerçekleşmiştir. Bilginlerin büyük çoğunluğuna göre ise uyku durumunda ve rüyada değil, uyanık iken gerçekleşmiştir. Fakat bu görüşü savunanlar da Mirac'ın yalnız ruhla mı, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi olduğu konusunda ikiye ayrılmışlardır. Sonraki Kelamcıların büyük çoğunluğuna göre mirac olayı uyanıkken hem ruh, hem de bedenle gerçekleşmiştir. 
 
Mirac olayının gerçekleştiği gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekleşmiştir. Osmanlılar döneminde, camiler kandillerle donatıldığı için Mirac kandili olarak anılan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayını anlatan ve Miraciye adı verilen şiirlerin okunması, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.

 İsra suresi 1.ayet mealiyle bitirmek istiyorum. “Ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.”(3)İsra 17/1

 Tüm İslam Aleminin Miraç Kandilini tebrik eder, Yüce Allah'tan hayırlara vesile olmasını temenni ederiz.

AH NANKÖR NEFSİM!!!

Hey gidi günler diyebileceğin günlerin var mı?
 
Arkana dönüp baktığında iyi ki yapmışım,bir kez daha olsa yine yaparım,hatta daha fazlasını yaparım dediğin günler...
 
Bütün varlığınla bu işte varım dediğin günler,akşamı olmasın atımın dizginlerini bırakmadan koşturayım dediğin günlerin var mı?
 
Başkasının çocuğu öleceğine benim çocuğum ölse yeğdir dediğin mürebbilik günlerin var mı?
 
Karşındaki insan sana küfürler sayarken karşısında sessizce durup tebessüm ettiğin,bilmiyor bilseydi bunu yapmazdı dediğin günlerin var mı?
 
ODTÜ gibi BOĞAZİÇİ gibi,MARMARA gibi üniversitelerden mezun olup kulun unuttuğu,haşa!Allahın unuttuğu memleketlerde çok cüz'i miktarlarda maaşla çalıştığın ya da çalışmayı düşündüğün günlerin var mı?
 
Yoksa bana ne bunlardan deyip yan gelip yattığın günlerin mi var?
 
Ah ki ah nankör nefsim!
 
Ne seni susturabildim ne doyurabildim ne de dünyaya hükmetme arzusundan seni alıkoyabildim!
 
Ama elini taşın altına koyduğun günleri de hiç görmedim?
 
Hep istedin ne id'im oldun doydun ne süperego'm oldun sustun ne de ego'm oldun orta yol buldun.
 
Ah nefsim,ah hain ve nankör nefsim!
 
Keşke oldun beynimi kemirdin de hey gidi günler hey deyip gönlümü coşturmadın.
 
Kabusum oldun gecelerimde de huzurlu bir gündüzüm olmadın!
 
Ne sana hükmedebildim ne de senden vazgeçebildim.
 
Ah nefsim,benim nefsim ah ki ah!!!
 
 
FAHRİ ÇELİKTEN
MARMARA ÜNİVERSİTESİ
EDEBİYAT ÖĞRETMENLİĞİ 

GÖLYERİ PAZARI AÇILIŞI VE BÜYÜK GÜREŞ...


Her yıl düzenli olarak yapılan Kirencik Köyü Gölyeri Pazarı Açılışı bu yıl 17 Haziran 2012 Pazar günü gerçekleştirilecek.Pazar açılışında ata sporu güreş etkinlikleri de yapılacak.
 
Programın içeriğin de ise güreş, güreş ağası, keşkek ağası etkinliklerinin yanı sıra çeşitli oyunlar oynanacak. 
 
Bu şenliğe tüm hemşehrilerimiz davetlidir. 

HA! GAYRET...


Emirtolu Köyü Kur'an Kursu inşaatı son sürat devam ediyor.Köylüler bir an evvel bu inşaatın tamamlanması için çalışıyorlar ve gün geçtikçe kurs binası yükselmeye devam ediyor.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Köy imam hatipi Süleyman Dinçer ve İstanbul Yenibosna Emirtolu ve Mahalleleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yönetim kurulu üyesi Muammer Erkan da bolluk aşı sonrası İstanbul'a hemen dönüş yapmayıp kurs inşaatının beton atma çalışmalarına bizzat katıldılar.
köy muhtarı sayın Recep Dinç ise bir an olsun inşaat sahasından ayrılmayıp işi yakından takip etmeyi sürdürmektedir.
Emirtolu köylülerine kolay gelsin dileklerimizi iletiyoruz. 

EMİRTOLU'DA BOLLUK AŞI...


İlçemizin en kalabalık köyü olan Emirtolu'da Bolluk Aşı yapıldı. Merasime İstanbul, Bafra, Vezirköprü ve Durağan'dan misafirler katıldı.
Yine aynı şekilde çevre köy sakinleri de bu organizasyona katıldılar.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bu programı organize eden Emirtolu Köyü muhtarı Sayın Recep DİNÇ ve köy sakinlerine sonsuz teşekkürlerimizi iletiyor ve  Yüce Allah'tan niyetlerinin kabul edilmesini niyaz ediyoruz. 

ANLAMLI ZİYARET...

İstanbul Bahçelievler Emirtolu Köyü ve Mahalleleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği başkanı Sayın Abdullah Erkan, yönetim kurulu üyesi Muammer Erkan, Mustafa Ermiş, Emirtolu Köyü muhtarı Recep Dinç, aza Metin Harman ve Emirtolu Köyü merkez imam hatibi Süleyman Dinçer Emirtolu köyü Bostanderesi Mahallesi'ne giderek önce şehidimiz Hüseyin Yanık'ın mezarını ziyaret ettiler.Ardından 7 ay önce kaza geçiren Yunis Çelikkol'u evinde ziyaret ettiler.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Başta dernek başkanı ve yönetim kurulu üyeleri olmak üzere şehidimizi ve kaza geçiren hemşehrimizi ziyaret eden hemşehrilerimize duyarlı davranışlarından dolayı teşekkür ediyoruz. 
Şehidimizin ruhu şad olsun ve kazazede hemşehrimize de Yüce Mevla acil şifalar versin. 

EMİRTOLU VE AYVACIK KÖYLERİ HUDUT MESELESİ...


Sevgili dostlar bu yazımın konusu Emirtolu ve Ayvacık köylerinin hudut sorunu hakkında olacaktır. Öncelikle bu sorunun uzun süreden beri var olduğunu ancak son zamanlara kadar çok fazla gündeme gelmediğini ifade etmek istiyorum.
 
Peki bu hudut meselesi nedir? Öncelikle bu soruya cevap arayalım:
Bilindiği üzere Ayvacık, Gölgerişi köyünün bir mahallesi konumundayken adı geçen köyden  ayrılarak köy tüzel kişiliği kazanmıştır. Buna bağlı olarak da Emirtolu ve Ayvacık arasında hudut sorunu ortaya çıkmıştır.
 
Bu sorun Ayvacık ile Emirtolu köyleri arasında su yüzünden ortaya çıkan kavga sonucunda gündeme gelmiştir.Aslında bu kavganın temel sebebi su değil hudut meselesidir.Çünkü adı geçen bu iki köyde uzun süredir hudut nedeniyle -çok fazla gündeme gelmese de- bazı problemler yaşanmış, su meselesi bardağı taşıran son damla olmuş ve gündeme oturmuştur.
 Ayvacık köyü; Emirtolu'nun mahalleleri olan Ambargerişi, Kuskuncak, Isırganlı ve Emirtolu merkez mahalleleri içerisinde yer alan bir köy tüzel kişiliğine sahiptir.Ayrıca Köyalanı mahallesinde Emirtolu, Ayvacık ve Gölgerişi köylerine ait topraklar olup her üç köy nüfusuna kayıtlı bireyler yaşamını sürdürmektedir. Ancak bu mahallemiz resmiyette Ayvacık Köyü hududu içerisinde  gözükmektedir. Durum böyle olunca Emirtolu köyü sakinleri adı geçen mahallede toprakları olmasına rağmen sanki tüm mahalle Ayvacık'a aitmiş gibi resmiyet kazanmasını kabullenmemiş hudut ihlali olduğunu ileri sürmüşlerdir.
 
Hatta sadece Köyalanı mahallesi değil şehidimiz Hüseyin Yanık'ın memleketi olan ve Emirtolu köyüne bağlı olan Bostanderesi mahallesinin bir kısmının da Ayvacık sınırlarına dahil edildiği ileri sürülen iddialar arasında.
İşte bu ve benzeri nedenlerle yıllardır dostça yaşayan iki köy arasında sorun oluşmuştur. Görünürde su meselesi yüzünden gerçekte ise hudut sorunu nedeniyle iki köy arasında ortaya çıkan su kavgasından sonra geçen yaz mevsiminin hasat döneminde traktörü ile ürününü tarlasından taşımak isteyen Emirtolulu bir vatandaşın traktörünün Ayvacık köyü sakinlerinden bir şahsın arazisinden (hasadı kaldırılmış arazi) ana yola ulaşmak için geçmek durumunda kalması  ve Ayvacıklı şahsın buna müsade etmemesi  nedeniyle  kavga ortaya çıkmıştır.
 
Bu sorun Sayın valimiz Dr. Ahmet CENGİZ beyin Emirtolu köy ziyaretinde köylüler tarafından dile getirilmiş ve bu soruna çözüm bulunması en yetkili kişiden talep edilmişti. 
 
Benim korkum şudur ki hasat döneminin yaklaştığı şu günlerde geçen yıl olduğu gibi iki köy arasında tekrar kavgaların ortaya çıkmasıdır.Şunu da ifade etmek gerekir ki her iki köy gençleri olaya duygusal açıdan yaklaşmaktadır.Yetişkinler böyle bir tatsız olayın tekrar çıkmaması için ne kadar sağ duyulu davransalar da gençlerin bulundukları yaş evresi dikkate alındığında kontrol edilmelerinin ne kadar güç olduğu görülecektir. Bunu su kavgasında gençlerin takındığı tavırdan tahmin etmek çok da güç değildir.
 
 Eğer bu sorun yetkililer tarafından bir an evvel çözüme kavuşturulamazsa Allah muhafaza sorun daha da karmaşık hale gelebilir. Çözümü daha da güçleşebilir.
 
Peki yapılması gereken nedir?
 
Benim kişisel görüşüm şudur:
1-Yetkililerin sorunun çözüme kavuşabilmesi için gerekli tüm verileri toplamaları gerekmektedir.
2-Sorun yerinde tespit edilmeli ve her iki köyün en yaşlı bireylerinden ve daha evvel köy yönetiminde görev almış vatandaşlarından gerekli bilgiler toplanmalıdır.
3-Yetkililerin tüm bu veriler ışığında kesin kararını vererek her iki köyün de sınırlarını somut olarak belirlemeleri gerekmektedir.
4- Her iki köy sakinleri ise bu aşamada sağduyulu davranarak karar merciinin kararını sabırla beklemelidirler.
5-Kesin karar sonucunu her iki tarafında kabullenmeleri ve eskiden olduğu gibi dostluk ve kardeşlik içerisinde yaşamlarına devam etmeleri gerekmektedir.
 
Bu karar sonucunu kabul etmeyip yasal olmayan yollara başvuranlar haklı olsalar bile haksız konuma düşeceklerdir.Ve bu saatten sonra olanların bedelini hukuk, muhataplarına ödetecektir. 
Sayın valimizden benim  talebim şudur:
" Bu sorunun çözümü için birşeyler yapılıp çözüm sürecini hızlandırmak. Yıllardır hem dost hem de akraba olan bu iki köyü özlediğimiz o eski günlerine yeniden kavuşturmak."
Her iki köy sakinlerimize çağrım ise bu süreçte olgun davranarak yetkililerin vereceğe karara saygı duymasıdır.
 
Şeriat'ın (hukuk) kestiği parmak acımaz diyerek yasal kararı kabullenip barış sürecine girilmesidir.
 
Aksi takdirde yasal kararlar dışına çıkan tüm olaylar taraflara yetkili kurumdan ceza olarak geri dönecektir.
 
Yüce kitabımız Kur'an da kavga için "Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır"  buyrulmaktadır (Kasas Suresi/15). Kutsal kitabımızın da belirttiği şeytan işi olan kavgadan uzak durmak gerekmektedir. Hep dostluk ve kardeşlik içerisinde yaşamalı ve İslam alemi olarak tüm dünyaya dostluk ve kardeşlik naraları atılmalıdır.
Sevgi ve rahmet peygamberi olan Kutlu Nebi “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız.”buyurarak, sevgi ve imanı toplumsal barışın temel taşı yapmıştır. 
 
 
Durmuş ÇELİKTEN 
 
 
 
ASKER ADEMiN SELAMI VAR...
Mahallemiz sakinlerinden Nazım ÇELİKTEN'in küçük oğlu Adem Ordu'da vatani görevini yerine getirmektedir.


Anne, babası, tüm arkadaş ve dostlarına selam söyledi.Askerlik günlerinin çok güzel geçtiğini ifade etti.


Hemşehrimiz Adem ve silah arkadaşlarına hayırlı teskereler diliyoruz.Vatan sizlere emanettir gençler.Sizler gibi koçyiğitlerimiz olduğu sürece gönderden ayyıldızlı albayrak inmeyecek, minarelerden yükselen ezan sesi asla dinmeyecektir.


EMİRTOLU'DAN BOLLUK AŞINA DAVET VAR...


Emirtolu Köyü 3 Haziran 2012 pazar günü Bolluk Aşı merasimini gerçekleştirecektir.Tüm hemşehrilerimiz bu merasime davetlidir.
 
 
 
 
 
 
Bu programı organize eden Emirtolu Köyü muhtarı Sayın Recep DİNÇ ve köy sakinlerine sonsuz teşekkürlerimizi iletiyor ve şimdiden Yüce Allah'tan niyetlerinin kabul edilmesini niyaz ediyoruz. 


NİŞANA DAVET....


Bostanderesi mahallemizde Mustafa oğlu Mustafa ÇELİKKOL(İcat Mustafa'nın oğlu) ile Mehmet ÇELİKKOL kızı Şerife ÇELİKKOL'un 19 Mayıs 2012 cumartesi günü nişan merasimleri vardır.




Bostanderesi mahallesinde sabah saat 09.00'da başlayacak olan nişan davul-zurnalı olacaktır.Bu mutlu günlerinde siz dostlarını da aralarında görmek istemektedirler.

Mustafa ve Şerife çiftine mutluluklar dileriz.


ÇAKMAKLIK'TA BOLLUK AŞI...

Emirtolu Köyü Çakmaklık Mahallesinde Bolluk Aşı Bayramı yapıldı.Emirtolu muhtarı Sayın Recep Dinç ve Emirtolu Köyü ihtiyar heyeti merasime katıldı.Ayrıca Bostanderesi, Kuskuncak,Ambargerişi mahalleleri ve Kirencik Köyü sakinleri ve komşu köy ve mahalle sakinleri Bolluk Aşı Bayramına katıldı.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Dostluk ve kardeşliklerin pekiştirildiği böyle merasimlerin bundan sonraki yıllarda da devam etmesini temenni ediyor ve Çakmaklık mahallesi sakinlerinin dualarının kabul olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyoruz. 
 

KAZA "GELİYORUM"DİYOR!!!


Emirtolu Köyü Bostanderesi Mahallesi'ne Bolluk Aşı  için gittiğimizde mahalle arasındaki Türk Telekom'a ait olan telefon direkleri yan yatmış ve neredeyse misafirlerin üzerine düşecekmiş gibi duruyordu.
 
 
Bu direğin mahalle arasında olması ayrıca okulun hemen yanı başında olması büyük tehlike oluşturuyor.
 
Çünkü sürekli çocuklar okula gidip gelirken bu güzergahı kullanıyor.
 
Yağışlı dönemlerde ise bu direğin yıkılma ihtimali daha da artıyor.
 
Zaten fotoğrafa bakıldığında  bu direğin kablolarda dayalı bir şekilde ayakta kaldığını görülecektir.
 
 
Aksi takdirde bu direğin yıkılması durumunda yaralanma hatta ölümle bile karşı karşıya kalınabilir.
 
Gelecekte kötü bir manzarayla karşı karşıya kalmamak için yetkililerin bir an evvel bu sorunu çözmeleri gerekmektedir. 

SELAMI VAR...
2007 ve 2009 yılları arasında mahallemizde imam hatiplik görevini yapmış olan Ahmet MARANCI hocamız sitemizi ziyaret etti ve siz değerli mahalle sakinlerimize selamlarını iletti.
Ahmet Marancı

Hocamızın sitemize bırakmış olduğu notu sizlerle paylaşıyoruz:
"
Şehidimizi ve ailesini ziyaret eden valimize teşekkür ediyorum. Yunus abiye ALLAH'dan şifalar diliyorum.
 
 
 
 
Bütün Bostanderelilere sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 Bostanderesi eski İmam hatibi (2007-2009)"

Hocamızın selamını alıyor ve hem sitemizi ziyaretleriyle hem de mahalle sakinlerine göndermiş oldukları selamları nedeniyle çok mutlu olduğumuzu belirtmek istiyoruz.
Değerli hocamızı Bostanderesi site yönetimi olarak köşe yazarı olarak sitemizde görmek istediğimizi ifade etmek istiyoruz.Yazılarınızla hem bizi hem de sitemiz ziyaretçilerini aydınlatacağınız kanaatindeyiz.


 

NANKÖRLÜK ETTİK KOCA ADAM!

Ey, Koca Adam! Dolduramadılar de mi boşluğunu?

Sistemleri çöktü, akılları durdu, dilleri sustu de mi?
Çözemediler şifreni de mi, uçuramadılar vaat ettikleri güvercini
Ey sefiller! Koca bir okyanus hiç sığar mı ki küçük bir denize?

Koca Adam, el çektiğin her yer kimsesiz ve sahipsiz
Yolun sonu yok yine bir kör kuyu, yine dipsiz.
Ufukta ışık görünmüyor, güneş de küsmüş görünmüyor artık.
Rezalet düz boyu sözcükler anlatmada yetersiz!

Üç kıtanın dev aslanını bir küçük yarımadaya sığdırdılar,
Kapısına kilit vuruldu, dilini susturdular,
Hal-hatır sorulmaz oldu, kardeşi unutturdular,
Dost, düşman oldu; düşmanı dost yaptılar.

Koca Adam, uyuttular bizi yıllardır uyuttular
Bir de güzel bir türkü tutturdular:
“Pusulanızı koyun Batı’ya, buyurun uygarlığa.”
Ne uygarı gördük ne de uygarlığı.

Koca Adam, biliyorum uğramayacaksın bir daha semtimize
Hüznümüze ortak olmayacaksın, okşamayacaksın başımızı.
Sen hep rüyalarda kalacak, gerçek olmayacaksın öyle mi?
Sabah uyandığımızda seni karşımızda bulamayacağız yani.

Haksız da sayılmazsın hani, bunca zulme maruz bıraktık seni.
“Gelenin keyfine küfrettik sana, geleni yeni seni gerici addettik.”
Bunca eserin varken önümüzde, seni zafersiz kahraman ilan ettik.
Nankörlük ettik galiba sana Koca Adam, nankörlük ettik.

Sultan Ahmet’e, Selimiye’ye Mostar’a şöylece bakıp geçtik,
Surları delip geçen topunu, Viyana’ya kadar varan cesaretini göremedik,
Sen yetmiş iki rengi bir ortak paydada eşitledin de,
Biz iki millet birbirimizi yedik, bitirdik.
Vatana ihanet, sana nankörlük ettik galiba Koca Adam, nankörlük ettik!

FAHRİ ÇELİKTEN
MARMARA ÜNİVERSİTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ-KADIKÖY/İSTANBUL



AYVACIK'TA İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİSİ İNTİHAR ETTİ...

 

İlçemizin Ayvacık köyünden 11 yaşındaki ilköğretim öğrencisi kendini asarak intihar etti.
 
 
 
 
 
 
olay Ayvacık köyünde meydana geldi.Edinilen bilgiye göre Ayvacık İlköğretim Okulu 5. sınıf öğrencisi Rahime YAMANER (11) ,henüz bilinmeyen bir nedenle evlerinin samanlığında kendini asarak intihar etti.11 yaşındaki öğrencinin cansız bedenini yakınları buldu.Savcılık talimatıyla kesin ölüm nedeninin araştırılması için Ankara Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
 
 
 
11 yaşındaki öğrencinin küçük bedeni ailesinin gözyaşları arasında 6 Mayıs 2012 günü Ayvacık Köy Mezarlığı'na defnedildi.
Acılı ailesine başsağlığı diliyor ve böyle acı ölümlerin bir daha yaşanmamasını diliyoruz. 
 
BOSTANDERESİ'NDE BOLLUK AŞI...

Emirtolu Köyü Bostanderesi Mahallesinde bolluk aşı yapılacağını sitemizden siz ziyaretçilerimize duyurmuştuk.6 Mayıs Pazar günü bolluk aşı yapıldı. Merasime İlçe Kaymakamımız Sayın Davut Düzgün, Durağan esnafı, komşu köy sakinleri ve Vezirköprü'den misafirler katıldı.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Dostluk ve kardeşliklerin pekiştirildiği böyle merasimlerin bundan sonraki yıllarda da devam etmesini temenni ediyor ve Bostanderesi mahallesi sakinlerinin dualarının kabul olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyoruz. 

SOSYAL DEVLET GEREĞİNİ YAPTI
 

"Acı Bir Haber" başlıklı haber ile Emirtolu Köyü Bostanderesi mahallesi sakinlerinden Yunis ÇELİKKOL'un traktörle yapmış olduğu kaza sonucu 6 aydır Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi görmekte  olduğunu ve ekonomik sıkıntı içine düştüğünü sitemizde duyurmuştuk.
 
 
 
 
 
 
 
Bu haber üzerine Durağan Kaymakamlığımız harekete geçti ve aileye gerekli ekonomik desteği sağladı. Durağan kaymakamımız Sayın Davut Düzgün'e vermiş oldukları desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.Sosyal devlet ilkesini benimsemiş olan devletimiz bu aileye yapmış olduğu ekonomik destek ile bunu bir kez daha göstermiş bulunmaktadır. 
ÇELİKKOL ailesine tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve Yüce Allah'tan acil şifa diliyoruz. 

BOLLUK AŞINA DAVET VAR...
Sevgili ziyaretçilerimiz "Ya Allah, Bismillah " başlıklı haberimizle Emirtolu merkez mahallesine Kur'an Kursu yapılmaya başlandığını siz ziyaretçilerimize duyurmuştuk.
 
 
 
 
 
 
Bu habere olumlu yorumlar aldığımız gibi bir o kadar da olumsuz yorumlar aldık.
 
 
 
Özellikle Emirtolu'nun diğer mahalleleri olan Bostanderesi,Ambargerişi Kuskuncak v.b mahalle sakinleri bu kurs yapımına tepki gösterdiler.
 
 
 
Nedenini ise "Ambargerişi, Kuskuncak mahallelerinde teravih namazlarını kılmaya bir mescidimiz yokken kurs da neyin nesi" şeklinde ifade ettiler.
 
 
 
Ramazan aylarında teravih namazlarının evlerde kıldıklarını ifade ettiler.
 
 
 
Ambargerişi, Kuskuncak ve Isırganlı mahalleleri arasına bir mescit yapılması gerektiğini defalarca ifade ettiklerini belirttiler.
 
 
 
Minare yapılırken bu durumu ifade ettik, şimdi kurs yapılıyor ve biz yine aynı şeyleri ifade ediyoruz dediler.
 
 
 
Biz artık üvey evlat muamelesi görmekten usandık.
 
 
 
Lütfen mahallelerin sorunları da çözülsün.Biz de bir Emirtolulu olduğumuzun farkına varalım, bunu hissedelim" dediler.
 
 
 
 
 
Ayrıca mahalle sakinlerinden sitemize şu mesaj gönderildi:  
 
 
 
"Yazılanların hepsini okudum;ama kayda değer bir şey bulamadım.
 
 
 
Kimi övgüyü fazla kaçırıyor kimisi yergiyi.
 
 
 
İkisinin ortasını bulmak gerek sanırım.
 
 
 
Ben kesinlikle Emirtoluya kuran kursu yapılmasına karşı değilim.
 
 
 
Ancak bir nokta var ki hep unutuluyor: Emi rtolu muhtarlığı sadece ve sadece kendinden ibaret değil.
 
 
 
Bunun bir de mahalleleri var.
 

 
 
 
"Daha mahallesinin mescidi yokken önce camiye minare yapıldı şimdi de kurs yapılıyor.
 
 
 
Allah aşkına bunun neresinde ADALET.
 
 
 
Oy zamanında koşa koşa gelenler acaba bugün neden kendi köyünün milliyetçiliği yapıyorlar anlamıyorum.
 
 
 
Bugün büyükleri bunları yaparken o kurslardan yetişenler neler yapacak çok merak ediyorum.
 
 
 
Eğer bir hizmet yapılacaksa bu herkese hitap etmeli.
 
 
 
Mahallesinin mescidi yokken Emirtolu merkeze önce minare sonra da kurs yapılması elo insaf dedirtecek cinstendir.
 
 
 
Esefle kınıyorum.
 
 
 
Biz bireysel olarak da derdimizi anlatmaya devam edeceğiz;ama bunların artık bireysellikten çıkıp büyük bir tabana yayılması lazım.
 
 
 
Bir tarafın gönlü kazanılırken bir tarafınki kırılmasın.
 
 
 
Şimdi ister bunu kabul edin isterseniz küfredin hiç umrumda değil."kötü söz sahibinindir"deyip geçeceğim.
 
 
 
Ama haksızlıklar karşısında bütün samimiyetimle durmaya devam edeceğim..."
 
YA ALLAH, BİSMİLLAH!!!

 
Emirtolu köyünü bu sıralar  bir heyecan sardı.Uzun süredir yapılması planlanan Emirtolu Köyü Kur'an Kursu artık kağıt üzerinde yer alan bir plan değil gerçek oluyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kur'an Kursu yapımı için ilk çalışmalar başladı.Harfiyat çalışmaları hızlı bir tempoyla başladı ve çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.Genç nesillerimizin Kur'an öğrenmesi ve inançları doğrultusunda inandığı gibi yaşaması için önemli bir çalışma olduğu kanaatindeyiz.Bu kursun yapılması Emirtolu ve çevre köylerin dini eğitimi açısından büyük önem taşımaktadır. İnsanlarımız dinini doğru mekanlarda ve asıl kaynağından öğrenme imkanına sahip olacaklardır.
 
 
 
 
 
 
Değerli ziyaretçilerimiz Kur'an Kursumuzun bir an evvel faaliyete geçmesi için lütfen yardımlarınızı esirgemeyiniz. Eğer Allah rızası için benim de bir tuğlam olsun diyorsanız köy muharı Sayın Recep DİNÇ'e 05343417314 numaralı telefon numarasını arayarak ulaşabilirsiniz.Haydi sevgili hemşehrilerimiz zaman birlik olma, el ele verme zamanıdır.
 
Öldükten sonra sevabı kesilmeyen 3 amelden birisi camii, mescit, mektep( Kur'an Kursu) gibi toplum yararına kuruluşlar yapmaktır.Efendimiz (SAV) hadisinde bunları özellikle vurgulamıştır.Değerli hemşehrilerimiz siz de böyle bir hayrın altına imza atmak istiyorsanız Allah rızası için kursumuza yardımlarınızı esirgemeyiniz.
 
 
www.bostanderesimahallesi57.tr.gg ailesi olarak öncelikle Emirtolu köyü sakinlerine böyle bir çalışma başlattıkları için teşekkür ediyor ve tüm hemşehrilerimizi kurs yapımı için yardıma davet ediyoruz. 

YARDIMLARINIZI BEKLİYOR...

Emirtolu Köyü Bostanderesi sakinlerinden Yunis ÇELİKKOL yaklaşık 4 ay önce  traktörle trafik kazası geçirmişti.Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde 4 aydır tedavi gören ÇELİKKOL dört çocuk babası olup hiçbir ekonomik geliri bulunmamaktadır.Çiftçilikle geçinmekte olan Yunis ÇELİKKOL kaza sonucu arazilerini de ekemeyip maddi anlamda büyük sıkıntı içine düşmüştür.
 
 Eşi de sürekli hastanede Yunis ÇELİKKOL'un başında beklediğinden çocukları da büyük bir bunalıma girmişlerdir.
Sevgili hemşehrilerimiz; Yunis ÇELİKKOL hemşehrimiz sizlerin dualarını ve maddi desteklerini beklemektedirler.Hemşehrimiz Yunis ÇELİKKOL hayırsever vatandaşlarımızın yardımlarını beklemektedir.
 
Yardım etmek isteyen vatandaşlarımız 05343297899 telefon numarasını arayarak Yunis ÇELİKKOL'a ulaşabilirler.
 
Hemşehrimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve Yüce Allah'tan acil şifa vermesini diliyoruz. 
 
GÖREVİNE BAŞLADI.
Uzun süredir Emirtolu Köyü Bostanderesi Mahallesi Şehit Hüseyin Yanık İlköğretim Okulu öğretmen sıkıntısıyla karşı karşıyaydı.Birinci dönem bu okulumuzda görev yapan öğretmenimiz Durmuş ÇELİKTEN'in kadrosu çıkması nedeniyle görevini bırakmak zorunda kalmıştı.Dolaysıyla öğretmen sıkıntısı yaşanmıştı
 
 
Ancak Durağan İlçe  Milli Eğitim Müdürlüğünün  yoğun çabaları sonucu yeni öğretmenimiz görevine başladı.
Mahalle sakinlerine hayırlı olsun dileklerimizi iletirken göreve başlayan öğretmenimize başarılar diliyoruz. 

6 Mayıs 2012 Pazar günü Emirtolu Köyü Bostanderesi mahallesimizde büyük bir Bolluk bayramı merasimi düzenlenecektir.





Mahallemiz azası sayın Faruk Çelikkol; gurbetteki Bostandereli hemşehrilerimizi,komşu köylermizdeki çok değerli dostlarımızı ve tüm Durağan halkını bu merasime davet etmektedir.Yine Çelikkolun verdiği bilgilere göre bu merasim için 5 tane küçükbaş hayvan kesileceği bildirildi.
 

Bizde Sayın azamız Faruk Çelikkol ve tüm Bostanderesi sakinlerimizi böyle güzel bir merasim düzenledikleri için teşekkür eder ve çok değerli hemşehrilerimizi bu merasime iştirak etmelerini beklediğimizi hatırlatmak isteriz.
Dostluk ve kardeşlik için böyle güzel günlere hep ihtiyacımız vardır.Kültürel değerlerimiz genç nesillere aktarılmalıdır.Bunun yolu da işte bu güzel merasimlerle gerçekleşecektir.Bizler eğer bir araya gelmeyi başarabilir ve kültürümüzü yaşatmayı becerirsek bu vatan, bu bayrak, bu millet bu vatanın düşmanlarına inat sonsuza dek yaşayacaktır.
 

Şimdiden tüm hemşehrilerimize teşekkür eder bu anlamlı merasime iştiraklarını bekleriz.

 EMİRTOLULULAR NE YAPMALIYDI?

Değerli hemşehrilerim bu yazımda yerel medyada tartışılan Emirtolu Köyü Kur'an Kursu ve yine Emirtolu mahallelerinin mescit sorunu konularına değinmek istiyorum.
 
 
 
Tüm tartışmaları şu iki soruyla ifade edebiliriz:
 
1- Emirtolu Köyü'ne kurs yapılmalı mı ?
 
,
 
2- Mahallelerin mescit taleplerine nasıl bir çözüm üretilebilir?
 
 
 
Öncelikle birinci soruya cevap verelim.Evet insanlarımızın dinini doğru mekanlarda öğrenmeleri en doğal hakkıdır.Bu nedenle kurs yapılması gayet doğaldır.Ancak kurs yapılmadan önce yeteri kadar araştırma yapıldı mı?
 
 
 
Emirtolu'nun en temel ihtiyacı şu an kurs mudur? Yoksa kurstan evvel bir an önce çözülmesi gereken sorunları var mıdır? İşte araştırmalar sonucu bu soruların cevapları tespit edilmelidir.
 
Şunu da ifade etmek gerekir ki kurs için yapılan eleştiriler dikkate alındığında yapılmasının gereksiz olduğu düşüncesine ulaşılamamaktadır.
 
 
 
Ancak tüm eleştiriler şu an köyün en temel ihtiyacı bu mudur?sorusu üzerinde yoğunlaşmaktadır.
 
 
 
Eğer geniş bir pencereden bakmak gerekirse evet Emirtolu'nun en temel ihtiyacı kurs değildir sonucuna varılabilir.
 
 
 
Belki haklılık payı da vardır.Çünkü araştırdığınız da köyümüzün ulaşım, eğitim, işsizlik vb. sorunlarının varlığı sonucuna ulaşılacaktır.Burada yapılması gereken en temel şey sanırım ihtiyaçları bir öncelik sırasına koymak olacaktır.
 
 
 
Eğer siz toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamazsanız diğer ihtiyaçlar insanların tepkilerine yol açacaktır.
 
 
 
Ünlü bilim adamı Abraham MASLOW "İhtiyaçlar Hiyerarşisi" adı altında bir model geliştirmiş ve insanların ihtiyaçlarını bir sıraya koymuştur ve bu durumu şu şekilde ifade etmiştr:"Toplumun temel ihtiyaçları karşılanmadıkça bir üst ihtiyaç toplum için bir  değer ifade etmeyecektir.Tıpkı karnı aç olan birisi için tatlının,eğlencenin bir değer ifade etmediği gibi."
 
 
 
Aslın da Maslow'un bu örneklerine ilave bir sürü örnek vermek mümkündür.İşte değerli hemşehrilerim aslında Maslow'un yaptığı gibi biz de toplumun ihtiyaçlarını bir öncelik sırasına koyduğumuz da yapılanların toplumun ihtiyaçlarına cevap verdiği görülecektir.Bir Emirtolulu kardeşiniz olarak bizlerin de yapması gereken şeyin bu olduğu kanaatindeyim.Köyümüzün ihtiyaçlarını öncelik sırasına koyarak bir bir çözme yolunda adımlar atmalı ve bu doğrultuda projeler üretmeliyiz.
 
 
 
İkinci sorumuzu irdelemek gerekirse bu konudaki düşüncelerim şudur: Mahallelerin mescit sorunu kurstan önce çözüme kavuşturulmalıdır.
 
 
Aslında mahallelerimizin mescit sorununu üniversite yıllarımda Emirtolu köyüne minare yapılırken dile getirmiş ve yine bazı kişiler tarafından eleştirilmiş hatta şahsıma küfür edenlerle karşı karşıya kalmıştım.
 
 
Bakıyorum ki bugün kurs projesinde yine mahallelerin mescit ihtiyacı tekrar gündeme geldi.
 
 
Şunu özellikle belirtmek gerekir ki sorunlara çözüm üretilmediği sürece aynı sorunlar tekrar tekrar gündeme gelecek ve zamanla daha da karmaşık, içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.
 
 
Bizler sorunlarımızı halı altına itmemeli gerçekçi bir şekilde çözüm aramalıyız ki birlik ve beraberlik içerisinde nice projelere imza atabilelim.
 
 
Yoksa sorunları görmezden gelerek göz ardı ederek daha aydınlık bir geleceğin hayalini kurmamız mümkün olmayacaktır.Bir arpa boyu yol alınamayıp sürekli aynı sorunlarla boğuşmaya devam edilecektir.
 
 
Şunu da belirtmek gerekir ki eleştirilmeye alışmalı, eleştirileri olgunlukla karşılamalı ve bu eleştirileri dikkate alarak eğer varsa yanlışlarımız düzeltme yoluna gitmeliyiz.
 
 
Ben bakıyorum ki eleştirilmekten tir tir titriyor ve eleştirenleri bir düşman olarak kabul edip onların üzerine saldırıyoruz.İnançlı, olgun insanların eleştirilere tepkisi bu olmamalı mantık çerçevesinde eğer varsa bir cevabımız hakaret içeren cümlelerle değil karşıdaki kişiyi kırmayacak,yıkıp dökmeyecek ve kişiliğini hedef almayacak şekilde cevabımızı vermeliyiz
 
 
.Aksi takdirde sizin karşıdaki kişinin kişiliğini hedef alan cevaplarınız sizin haklılığınızı ortaya koymayacak hatta sizi haklı olsanız bile haksız konuma düşürecektir.
 
 
İnsanların kişiliğini hedef alarak savunma yapmak eğitimli insandan beklenen bir çıkış olmayacaktır.Ayrıca bu bizi sorunların çözümünde bir yöne sevk etmeyecek aksine sorunlardan uzaklaşılmasına ve meselelerin bireylerin kişiliklerinin tartışılması ekseninde dönmesine yol açacaktır.Bu da çözüm değil çözümsüzlük, tartışmaları gerçek ekseninden saptırma olacaktır.
 
 
 
Eğer bir toplumda eleştiri yoksa asıl tehlikeli olan budur.Çünkü eleştirinin olmadığı yerde neyin doğru neyin yanlış yapıldığının farkına varılmayacak ve yanlış olan doğrularla bir ömür yaşamaya mahkum olunacaktır. Bu da belki de bir toplumun yok olmasına yaşamı boyunca yanlışlarıyla yaşamasına yol açacaktır.Eleştirilere bu açıdan bakılması gerektiği düşüncesindeyim. Kaldı ki bir toplumda herkesin aynı düşünmesi mümkün değildir.Nasıl ki her insanın farklı bir parmak izi olması doğalsa her bireyinde farklı bir düşüncesinin olması da bir o kadar doğaldır.Bunu böyle kabul etmek gerekir.Farklı fikirler demek farklı projeler, farklı sorunların çözümü demektir. 
 
 
Sorunlara bu pencereden baktığımızda sorun olarak görülen şeylerin aslında bir sorun olmadığı ya da sorunlarımızın çözümüne hizmet eden bir yol olduğu görülecektir.Emirtolulu köylülerimin de eleştirilere  bu penceren bakmalarını ve toplumun ihtiyaçlarına doğru kararlar alarak cevap vermelerini temenni ediyorum.
 
 
 
Değerli hemşehrilerim mabetlerin önemini apacık gözler önüne seren şu olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.Kars'ta Ani harabeleri yer almaktadır.Bu ani harabeleri bilinçli olarak Ermeniler tarafından tahrip edilmektedir.Düşünceleri ise ülkemiz topraklarından pay almaktır. Çünkü onlar bu bölgelerde Türklerin yaşamadıklarını iddia etmektedirler.Ancak Ani harabelerinde Türk mimarisinin izlerini taşıyan bir çok yapı bulunmaktadır.Dolaysıyla bu yapılar bu bölgede Türklerin yaşadığının açık kanıtı konumundadır.Ermeniler Türklere ait bu yapıları yok ederek dünya kamuoyunda hazırladıkları tezlerini kabul ettirme gayreti içerisine girmişlerdir. 
 
 
Bu açıdan olaya baktığımız da aslında mabetler memleketin kalesi konumundadır.Bu nedenle imkanlar el verdikçe mabetler yapılmalıdır.Gelecekte bu tür küresel oyunlara gelmemek için memleketin her köşesi mabetlerle donatılmalıdır.
 
 
 
 
Durmuş ÇELİKTEN 
 
 
SİZCE HAKLI OLAN TARAF HANGİSİ?


DURAĞANLI SANATÇIMIZ HABİBE BOZKIR'IN SELAMI VAR.
Sinop Durağanlı sanatçımız Habibe BOZKIR sitemizi ziyaret etti ve siz değerli mahalle sakinlerine selamlarını iletti.


Habibe hanımın ziyaretçi defterine bırakmış olduğu yazıyı sizlerle paylaşıyoruz:
"Sitenin tüm hemşehrilerimize hayırlar getirmesini temenni eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.Tüm Bostanderesi Mahallesi sakinlerine selamlarımı iletiyorum. Türk Halk Müziği Yorumcusu HABİBE BOZKIR
"


Değerli sanatçımız Habibe BOZKIR'a sitemizi ziyaretlerinden çok mutlu olduğumuzu belirtmek isteriz.Sık sık sitemizi ziyaret etmelerini temenni ederiz.Bizlere ulaştırdığı takdirde fotoğraf ve konser duyurularını v.b memnuniyetle sitemizde yayınlayacağımızı ifade etnek isteriz.Başarılar dileriz.


VALİMİZİN ZİYARET FOTOĞRAFI...
 
 
 
 
 
 

Sinop Valisi Dr.Ahmet CENGİZ'in bir takım inceleme yapmak için geldiği ilçemizin en uzak köyü olan ve Karlarla kaplı yolların  geçit vermediği  Emirtolu Bostanderesi mahallesindeki Şehidimizin mezarını ve ailesini ziyaret etti.

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 

Ziyarete ilimiz Valisi Ahmet CENGİZ , İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Orhan ALPAY, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin AKKURT, Durağan Kaymakam Vekili Ünal ÇAKICI, İl Genel Meclis üyelesi Yılmaz Şahin, Milli Eğitim Müdürü Kenan KÖYLÜ, İlçe Jandarma Komutanı Ahmet TUNA, Çerçiler Karakol Komutanı Mustafa AYDOĞAN, Durağan SYDV Vakıf Müdürü Harun ALTAY mezarını ziyaret edip dua ettiler.

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 

Daha sonra Valimiz ve beraberindekiler Şehidimizin evine giderek ailesi ile birlikte çay içip bir süre sohbet ederek sorunlarını dinledi. Vali Dr.Ahmet CENGİZ 'i karşısında gören şehidin annesi göz yaşlarını tutamadı.

 
 
 
 
 
 

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us


Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us


Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Free Image Hosting at www.ImageShack.us


Free Image Hosting at www.ImageShack.us


Free Image Hosting at www.ImageShack.us



 
 
 
 
 
 
 

VALİDEN ANLAMLI ZİYARET..

 
 
 
 
 
 
 
Sinop valimiz Sayın Dr.Ahmet CENGİZ Emirtolu Köyü Bostanderesi mahallemizi ziyaret etti.Mahallemizi ziyaret eden vali CENGİZ; şehidimiz Hüseyin Yanık'ın ailesinin evine   konuk oldu. 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
(Vali Dr. Ahmet CENGİZ) 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Sinop Valimiz Sayın Dr.Ahmet CENGİZ; Durağan kaymakamı Ünal ÇAKICI, Durağan İlçe Milli Eğitim Müdürü Kenan KÖYLÜ ve AK Parti İlçe Başkanı Yılmaz ŞAHİN bugün mahallemizi ziyaret ettiler.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Mahalle sakinlerinin sorunlarını dinlediler.Köy azası Faruk ÇELİKKOL vali CENGİZ'e mahallenin yol,kanalizasyon sorunlarının olduğunu ve mahallenin imam hatibinin bulunmadığını söyledi.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Köy Azası ÇELİKKOL;mahalle yollarının bozuk olması ve asfaltlı olmaması nedeniyle mahallede öğretmen ve imam hatiplerin görev yapmak istemediklerini ,acilen yol sorunlunun çözülmesi gerektiğini ve bu yönde taleplerinin olduğunu ifade etti.Vali CENGİZ bu sorunları gündemlerine aldıklarını ve çözümü yönünde adımlarının olacağını açıkladı.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Köy azası ÇELİKKOL; sitemize şöyle bir açıklamada bulundu:
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Aza ÇELİKKOL;"Sayın valimizin,kaymakamımızin,ilçe milli eğitim müdürümüzün ve Ak Parti ilçe başkanımızın mahallemize yaptıkları ziyaretlerinden dolayı büyük bir memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isteriz.Dile getirmiş olduğumuz mahallemizin sorunlarının bir an evvel çözüme kavuşturulmasını beklediğimizi belirtmek isteriz.Valimizin ziyaretiyle birlikte devletimizin hemen yanı başımızda olduğunu  bir kez daha hissettik.Bu da bizi mutlu etti.Mahallemizi ziyarete gelen tüm misafirlerimize ayrı ayrı teşekkür ederiz." dedi. 
 
 




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen::13.05.2012, 19:56 (UTC)
bostanderesimahallesi57
bostanderesimahallesi57
Kapalı

Ahmet hocam sitemize hoş geldiniz sizi köşe yazarı yapalım sitemize ne dersiniz

Yorumu gönderen: Ahmet MARANCI( ), 12.05.2012, 20:56 (UTC):
Bütün bostanderelilere sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum. Bostanderesi eski İmam Hatibi (2007-2009)

Yorumu gönderen: Ahmet MARANCI( ), 12.05.2012, 20:50 (UTC):
Şehidimizi ve ailesini ziyaret eden valimize teşekkür ediyorum. Yunus abiye ALLAH'dan şifalar diliyorum. Bostanderesi eski İmam hatibi (2007-2009

Yorumu gönderen: ahmet dinç( musa_musa_57hotmail.com ), 22.04.2012, 20:12 (UTC):
yunus çelikkola acil şifalar dfiliyorum allah yardımcısı olsun,



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  Bugün 2 ziyaretçikişi burdaydı!

www.bostanderesimahallesi57.tr.ggwww.bostanderesimahallesi57.tr.gg

 
 
KARADENİZ'İN YENİ DOĞAN GÜNEŞİ Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol